Haziran 2009 için Arşiv

Yaşadım

Salı, 02 Haziran 2009

Yaşamam gereken her şeyi yaşadım. Hani deriz ya şu anda ölsem gam yemem deriz ya.

Sonra birileri çıkar ne kadar küçükmüş hayallerin der sana…

Sevdiğin birini kendine benzetmeye kalkarsan eğer, onun kendisi olmasından korkuyoruz demektir bu. Kendimize benzeterek daha kolay başa çıkabileceğimizi düşündüğümüz içindir belki…

Ruh ikizimizi ararız ya hep, her seferinde de yanılırız. Neden mi?

Kendimiz gibi birini ararız da ondan. Oysa hiç kimse kendimiz gibi değildir ki yeryüzünde…

Zararlı bir şeyi yapmak her zaman kötü değildir. Zira onu yapmadığımızda, ondan çok daha kötü bir şeyi yapıp yapmayacağımızı bilemeyiz ki…

İçine düştüğü örümcek ağında debelenen arı, kendisini kurtarmaya çalışan iyi niyetli bir eli sokmaz ki…

Ne tuhaftır bu hayat. Yenilgilerimizin mimarlarını bizden daha zeki olanlarda ararız…

Oysa bizi yenenler, sabırlı, planlı, hayatın anlamını bilmeyen, sevmekten, kaptırmaktan, her şeyden vazgeçemeyen, doğrusu yanlışı birbirine girmiş kişilerdir…

Bu kişiler aynalardan hep kaçarlar. Çünkü bakarsa maskelerini görürler. Niye duvara toslamak istesinler ki…

Olan her şeyi koşulları içinde değerlendirirler… Sanki seçenekleri yokmuşçasına, feda ettirirler. Tercih ederler. Ta ki, her şey olup bittikten yıllar sonra, şimdiki aklım olsaydı bunu yapmazdım gibisinden hayıflana hayıflana ömürlerini tamamlarlar…

Ne eşek inatçıdır, ne de kedi nankör. Aslında her iki canlının da doğasını tam bilmediğimiz için kendimiz uyduruyoruz birçok şeyi. İyi geliyor sanırım, seçeneğin olmayınca…

Yürüyerek gidebileceğimiz bir yere koşarak varmak bir şey kazandırmıyor çoğu zaman bize.

Önemli olan,

Olmamız gereken yerde tam zamanında olmaktır

“yakup